2026-2027 Matematik Dersi Zümre Toplantısı ve Alınan Kararlar

2026-2027 eğitim öğretim yılı Matematik Dersi Zümre Öğretmenler Kurulu Toplantısı; eğitim öğretim faaliyetlerinin planlı, koordineli, verimli ve öğrenci merkezli bir anlayışla yürütülmesi, matematik öğretiminde ortak yaklaşım ve uygulamaların belirlenmesi, öğrencilerin akademik gelişimlerinin sistemli biçimde takip edilmesi ve eğitimde niteliğin artırılması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Toplantıda, önceki eğitim öğretim yılında gerçekleştirilen çalışmalar ve elde edilen sonuçlar değerlendirilmiş; karşılaşılan sorunlar, öğrencilerin öğrenme eksiklikleri, uygulamada başarılı bulunan çalışmalar ve geliştirilmesi gereken alanlar üzerinde durularak yeni eğitim öğretim yılına ilişkin hedefler belirlenmiştir.

2026-2027 eğitim öğretim yılında matematik derslerinin yürütülmesinde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin beceri temelli ve bütüncül eğitim yaklaşımı başta olmak üzere yürürlükte bulunan öğretim programları, ilgili mevzuat, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan çalışma takvimi, ölçme ve değerlendirmeye ilişkin düzenlemeler ve Bakanlık tarafından yapılacak duyuruların esas alınması üzerinde durulmuştur. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde matematik öğretimi; yalnızca matematiksel bilgi edinme süreci olarak değil, öğrencilerin matematiksel muhakeme, problem çözme, matematiksel temsil, veri ile çalışma ve veriye dayalı karar verme ile matematiksel araç ve teknoloji kullanma becerilerini geliştiren bütüncül bir süreç olarak ele alınmaktadır.

Bu doğrultuda derslerin öğrencilerin bilgiyi doğrudan alan bireyler olmalarından ziyade araştıran, sorgulayan, problem çözen, akıl yürüten, ilişkilendiren, çıkarım yapan ve öğrendiklerini günlük yaşam durumlarına aktarabilen bireyler olarak yetişmelerini destekleyecek biçimde planlanmasının önemi vurgulanmıştır. Öğrenme çıktılarının gerçekleştirilmesinde öğrencilerin hazırbulunuşluk düzeylerinin ve bireysel farklılıklarının dikkate alınması; farklılaştırılmış öğretim uygulamalarından, zenginleştirme ve destekleme çalışmalarından yararlanılması; matematiksel kavramların mümkün olduğunca günlük yaşamla ilişkilendirilerek anlamlı ve kalıcı öğrenmenin sağlanması gerektiği değerlendirilmiştir. Nitekim Bakanlığın 2026 yılında yürüttüğü matematik öğretim programı çalışmalarında da programın sınıf ortamına aktarılması, alan ve kavramsal beceriler, öğrenme çıktıları, farklılaştırma ve ölçme-değerlendirme uygulamaları özellikle öne çıkarılmıştır.

Matematik öğretiminde öğrencilerin yalnızca işlem yapabilme becerilerinin değil; matematiksel düşünme, muhakeme etme, problem çözme stratejileri geliştirme, matematiksel düşüncelerini farklı temsil biçimleriyle ifade etme, veri okuryazarlığı kazanma ve teknolojiyi matematik öğrenme sürecinde etkili biçimde kullanma becerilerinin geliştirilmesine önem verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu kapsamda uygun konularda dijital eğitim içerikleri, dinamik matematik ve geometri uygulamaları, etkileşimli materyaller, algoritmik düşünme etkinlikleri ve veri analizi çalışmalarından yararlanılmasının öğrencilerin derse yönelik ilgi ve motivasyonlarını artıracağı değerlendirilmiştir. Bakanlığın 2026 yılı matematik programı eğitimlerinde de dinamik matematik uygulamaları, istatistik ve veri analizi ile algoritma ve kodlama/programlama alanlarına özel olarak yer verilmiştir.

Ölçme ve değerlendirme çalışmalarının ise yalnızca öğrencilerin dönem sonunda ulaştıkları başarı düzeyini belirleyen bir süreç olarak görülmemesi; öğrenme sürecini izleyen, öğrenme eksikliklerini ortaya çıkaran ve öğretim sürecine yön veren bir yapıda yürütülmesi gerektiği üzerinde durulmuştur. Yazılı sınavların yanında ders içi gözlemler, çalışma kâğıtları, kısa süreli değerlendirmeler, açık uçlu sorular, problem çözme etkinlikleri, performans çalışmaları, öz değerlendirme ve akran değerlendirme gibi farklı yöntemlerden uygun olanların kullanılmasının önemi vurgulanmıştır. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında 2026 yılında gerçekleştirilen ölçme-değerlendirme çalışmalarında da öğrenme sürecini merkeze alan, çok yönlü, beceri temelli ve biçimlendirici-geliştirici değerlendirme anlayışı ön plana çıkarılmıştır.

Öğrencilerin önceki yıllardan kaynaklanan öğrenme eksikliklerinin belirlenmesi, özellikle matematik dersinde ön koşul öğrenmelerin yeni konular üzerindeki etkisinin dikkate alınması ve gerekli durumlarda destekleyici çalışmalar yapılması toplantının önemli başlıklarından biri olarak değerlendirilmiştir. Öğrenci başarısının sınıf, şube, konu ve öğrenme çıktısı düzeyinde takip edilmesi; sınav sonuçlarının zümre öğretmenlerince birlikte değerlendirilmesi; başarı düzeyinin düşük olduğu öğrenme alanlarının belirlenerek gerekli tedbirlerin zamanında alınması ve öğretim yöntemlerinin elde edilen sonuçlara göre yeniden düzenlenmesi gerektiği ifade edilmiştir.

Ayrıca özel eğitim ihtiyacı bulunan öğrenciler ile bireysel farklılıkları nedeniyle desteklenmesi gereken öğrencilerin eğitim süreçlerinin dikkatle takip edilmesi; gerekli durumlarda Bireyselleştirilmiş Eğitim Programlarının (BEP) uygulanması, ölçme ve değerlendirme süreçlerinde öğrencilerin özelliklerine uygun düzenlemelerin yapılması ve okul rehberlik servisi, sınıf rehber öğretmenleri, okul yönetimi ve velilerle iş birliği içerisinde hareket edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Akademik yönden ileri düzeyde bulunan öğrencilerin ise matematik projeleri, araştırma çalışmaları, problem çözme etkinlikleri ve zenginleştirilmiş öğrenme görevleriyle desteklenmesi üzerinde durulmuştur.

Derslerde kullanılacak ders kitapları, yardımcı eğitim materyalleri ve dijital kaynakların öğretim programıyla uyumlu olması; öğrencilerin seviyesine, gelişim özelliklerine ve öğrenme ihtiyaçlarına uygun biçimde seçilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Öğretmenlerin eğitim teknolojilerini amaç değil, öğrenmeyi destekleyen bir araç olarak kullanmaları; dijital içeriklerden yararlanırken öğrencilerin aktif katılımını ve matematiksel düşünmesini ön planda tutmaları gerektiği ifade edilmiştir.

Bunun yanında matematik derslerinde millî, manevi ve evrensel değerlerin, sosyal-duygusal öğrenme becerilerinin, sorumluluk bilincinin, iş birliğinin, sabrın, düzenli çalışmanın, bilimsel düşünmenin ve akademik dürüstlüğün desteklenmesi gerektiği belirtilmiştir. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin Erdem-Değer-Eylem, beceriler, sosyal-duygusal öğrenme, okuryazarlık ve programlar arası bileşenlerinin matematik dersinin doğal yapısı içerisinde uygun öğrenme yaşantılarıyla ilişkilendirilmesine önem verilmesi kararlaştırılmıştır.

Zümre öğretmenleri arasındaki iş birliğinin eğitim öğretim faaliyetlerinin niteliğini artıran temel unsurlardan biri olduğu vurgulanarak; yıllık planların hazırlanması, ortak sınavların uygulanması, ölçme araçlarının geliştirilmesi, öğrenci başarılarının değerlendirilmesi, öğretim materyallerinin paylaşılması ve karşılaşılan sorunlara ortak çözümler geliştirilmesi konularında koordineli hareket edilmesinin yararlı olacağı değerlendirilmiştir. Eğitim öğretim yılı boyunca zümre kararlarının uygulanma durumunun takip edilmesi, ihtiyaç duyulması hâlinde yeni tedbirlerin alınması ve iyi uygulama örneklerinin zümre içerisinde paylaşılması gerektiği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak 2026-2027 eğitim öğretim yılında matematik öğretiminin; öğrenciyi merkeze alan, beceri temelli, süreç odaklı, farklılaştırılmış öğretimi destekleyen, teknolojiden etkili biçimde yararlanan, ölçme ve değerlendirmeyi öğrenmenin ayrılmaz bir parçası olarak gören ve öğrencilerin matematiği günlük yaşamla ilişkilendirmelerini sağlayan bir anlayışla yürütülmesi temel hedef olarak benimsenmiştir. Bu amaç doğrultusunda zümre öğretmenlerinin iş birliği içerisinde hareket etmeleri, alınan kararları eğitim öğretim sürecine etkin biçimde yansıtmaları ve öğrenci gelişimini bütüncül olarak takip etmeleri hususunda görüş birliğine varılmıştır.

Yorum gönder